Ermeni Kırımı

Ermeni Kırımı
Ermeni karşıtlığı
Osmanlı askerleri eşliğinde Harput'tan Mezire (günümüzdeki Elâzığ) yakınındaki bir hapishaneye doğru sürülen Ermeni siviller, Nisan 1915.
BölgeOsmanlı İmparatorluğu
İran[1][2][3]
Tarih1915[not 1]
HedefErmeniler
Saldırı türü
Katliam · tehcir
Ölü800.000-1,8 milyon[not 2]
İşleyenlerOsmanlı İmparatorluğu (İttihat ve Terakki)

Ermeni Kırımı[11] veya Ermeni Soykırımı[12] (Ermenice: Հայոց Ցեղասպանութիւն,[not 3] Hayodz Dzeğasbanutün), Osmanlı hükûmetinin Ermeni tebaaya karşı gerçekleştirdiği etnik temizlik. Tehcir ve katliamlar sonucunda ölen Ermenilerin sayısının 800.000 ile 1,5 milyon arasında olduğu birçok tarihçi tarafından kabul edildi.[13][14] Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından Kostantiniyye'den Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirildi. Çeşitli kaynaklara göre Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü şartları altında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Askerlerin koruması eşliğinde yurtlarından sürülen Ermeniler, sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun, tecavüz ve katliamlara maruz kaldı.[15][16][17] Dünya genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermeni Kırımı'nın doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.[18]

Raphael Lemkin, resmî otoritelerin sistematik ve kasıtlı katliamlarını tanımlamak için 1943'te ürettiği genocide yani soykırım sözcüğünü Ermeni katliamları için de kullandı.[19] Yapılan katliamların Ermenileri ortadan kaldırmak için düzenli bir şekilde gerçekleştiğini öne süren bazı tarihçiler, ölümleri ilk modern soykırımlardan biri olarak kabul etti.[20][21][22] Ermeni Kırımı ayrıca Holokost'tan sonra soykırım olarak tanımlanan katliamlar arasında üzerinde en çok araştırma yapılan ikinci katliam oldu.[23]

Osmanlı İmparatorluğu'nun ardıl devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, soykırım sözcüğünün Osmanlı yönetiminin son yıllarında gerçekleşen toplu katliamları tanımlamak için doğru terim olmadığını belirterek sözcüğü kullanmayı reddeder. Son yıllarda ülke, katliamların soykırım olarak tanınmasına yönelik çağrılarla tekrar karşı karşıya kaldı.[24] Günümüz itibarıyla 29 ülke toplu katliamları resmen soykırım şeklinde tanımlar[25] ve bu görüş çeşitli soykırım araştırmacıları tarafından da paylaşılır.[26][27][28]

Arka plan

Millet sistemi ve Ermeniler

İlgili Maddeler: Millet (Osmanlı İmparatorluğu), Osmanlı Ermenileri

Albert Malet'e göre, Osmanlı İmparatorluğu, bünyesinde bulunan gayrimüslim halka dini özellikleri doğrultusunda “millet” olarak kendi kendilerini yönetme hakkını " Tam Muhtariyetlik " olarak tanır; bir diğer deyişle, imparatorluktaki Müslümanların dışındaki toplulukların büyük çoğunluğunu oluşturan Yahudiler, Ermeniler ve Rumlar kendi dinî yöneticilerinin idaresinde kalmışlardır. Türkler diğer imparatorluklarda olduğu gibi aynı dinden olanların mahallî teşkilatlarına kendi kendilerini yönetme hakkı tanıyarak yalnızca hepsini aynı devlet çatısı altında birleştirirler[29].

İmparatorlukta genel nüfus dağılımı
Doğu Anadolu'da etnik yapı[30]
(1914-1918) Osmanlı Meclis-i Mebusanı
ilgili Madde: 1914-1918 Osmanlı Meclis-i Mebusanı

Ermeni faciası döneminde Osmanlı meclisi çok uluslu bir meclistir. Türk mebusların yanı sıra, parlemanterler arasında 11 Ermeni mebus bulunuyordur, bunlar: Stepan Çıracıyan, Ohannes Vartkes Efendi, Artin Boşgezenyan, Bedros Hallaçyan, Kirkor Zöhrap Efendi, Onnik İhsan, Karabet Tomayan, Matyos Nalbantyan, Agop Hırlakyan, Kegam Dergarabedyan ve Dikran Barsamyan'dır. 19. yüzyılda toplam 33 Ermeni mebus Meclis-i Mebusan'da hizmette bulunmuştur.

Erken tarihsel arka plan

Taner Akçam'a göre, Doğu Anadolu üzerindeki Ermeni talepleri 1870'lerden sonra Osmanlı Devleti için siyasi bir sorun oluşturur.[31] Sosyal Demokrat Hınçak Partisi üyelerinin girişimleriyle gerçekleşen 20 Haziran 1890'daki Erzurum İsyanı ve 15 Temmuz'da İstanbul'daki Kumkapı Nümayişi ile ilk Ermeni-Türk çatışmaları başlar.[32] Bu ilk olaylarda iki taraftan toplam 10 kişi ölür. Bu olaylarda yer alan Ermenilerin Batı ülkelerinin baskısı üzerine hafif cezalar almaları veya hiç cezalandırılmamaları, ilerleyen dönemde daha fazla olayın çıkması yönünde etkili olacaktır.[33] 1891 yılında II. Abdülhamid olaylara karışan Ermeniler için bir af çıkarır, ancak bu af daha sonraki olayları durduramaz.[34] 1892-1893 yıllarında Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon'da olaylar yaşanır.[32] Hınçak ve Taşnaksutün gibi Ermeni militan örgütleri 1894'ten itibaren bazı tedhiş eylemlerine girişirler. 1895'te Ermenilerin ayaklanma teşebbüsü sertlikle bastırılır.[31] 1894 yılında Sason İsyanı, Bâb-ı Âli Gösterisi ve Zeytun İsyanı gerçekleşir.[32][35] 1896 yılında Osmanlı Bankası Ermeniler tarafından basılır ve işgal edilir. 1896 yılında Van İsyanı, 1903'te ise İkinci Sason İsyanı gerçekleşir.[35] 21 Temmuz 1905'te Ermeni suikastçiler II. Abdülhamid'e suikast düzenlerler, ancak başarılı olamazlar.[32]

1907 yılı sonunda Paris’te tüm muhalif gruplar ve Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutün)'un katılımı ile Ahmet Rıza, Prens Sabahaddin ve Malumyan’ın ortak başkanlığında II. Jön Türk Kongresi düzenlenir. Bu sefer "dış müdahale" konusu ortaya atılmayıp, üç gün süren kongre çalışmaları 29 Aralık'ta tamamlanarak bir bildirge yayımlanır. Bu beyannameyle katılımcıların Abdülhamid'i tahttan inmeye zorlamak ve parlamenter bir yönetimin kurulması etrafında birleştikleri duyurulur[36]. 1909'daki Adana Katliamı'nda çok sayıda sivil Ermeni hayatını kaybeder.[31]

Bâb-ı Âli Baskını ile Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeni tehcirinin arefesinde 23 Ocak 1913 günü Enver Bey ve Talat Bey'in başını çektiği İttihat ve Terakki üyelerince hükûmet binası Bâb-ı Âli basılır ve gerçekleştirilen bu askerî darbe nihayetinde Paşalar iktidarı ele geçirirler. Bu baskın sırasında Harbiye Nazırı Nâzım Paşa öldürülür, Sadrazam Kâmil Paşa'ya zorla istifası imzalattırılır. Böylece, bu darbe sonrasında iktidar İttihat ve Terakki'nin eline geçer.

I. Dünya Savaşı başlangıcında iktidardaki İttihat ve Terakki yönetiminde kimi üyeler, Doğu'daki Ermenilerin muhtemel bir Rus istilasından önce ayaklanarak Ruslara destek olacağı kaygısını taşımaktadır. Bunun yanı sıra iktidara yakın bazı fikir adamları, Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin parçalanması halinde Anadolu'da bir Türk ulusal devleti kurulmasını, bunun için de ülkenin gayrımüslim unsurlardan arındırılmasını savunmaktadırlar.[37] 1918'de Vahidettin paşanın iktidarı ellerinden geri alması ile, İttihat ve Terakki feshedilecek ve yasa dışı uygulamaları nedeniyle Âliye Divan-ı Harb-i Örfi'de suç işledikleri öngörülen kimi üyeleri yargılanacaktır.

Erzurum Kongresi, 1914

28 Temmuz - 14 Ağustos 1914 tarihleri arasında Erzurum'da Taşnakların liderliğinde bir kongre düzenlenir ve İttihat ve Terakki özel bir heyet gönderir.[38] Kongrenin amacı Ermenilerin olası savaş çıkması durumunda takınacakları tavrın kararlaştırılmasıdır. Osmanlı devletinde hükümet olan İttihat ve Terakki önemli isimlerinden Naci Bey ve Bahattin Şakir'i bu kongreye yollarlar. İttihat ve Terakki, Ermenilerden bazı taleplerde bulunur. İsteklerin başında Ermenilerin savaş çıkması durumunda sadık kalacaklarına dair söz vermeleri gelmektedir. Ruslara karşı savaşacak Ermeni askerler, ikinci istektir. Son olarak da, Rusya'daki Ermenilerin cephe gerisinde Osmanlılara yardım etmeleri istenmektedir. Ermenilerin yanıtı, Osmanlı Ermenilerinin Osmanlı Devleti'ne sadık oldukları ama İttihat ve Terakki hükümetiyle aynı görüşlerde olmayıp bağımsız hareket edecekleri yönündedir. Kafkaslar'daki ayaklanma teklifine karışmayacaklarını, Rusya'daki Ermenilerin Rusya'ya sadık kalacaklarını ilettiler.[38]

Hovannisian'a göre Taşnaklar Osmanlı vatandaşları olarak vatan savunmasında üzerine düşeni yapma karar alınır.[39] Askeri tarihçi Erikson'a göre, bu toplantı sonrasında İttihat ve Terakki partisi, Osmanlı Ermenilerinin güçlü ve detaylı planlarla Rusya ile bağlantıda oldukları ve amaçlarının Osmanlı İmparatorluğu'ndan bölgeyi ayırmak olduğu sonucuna varmıştır.[40] Ahmet Esat Uras'a göre ise Taşnaklar ayaklanma kararını gizlice almışlar ve Taşnakların bu ayaklanma kararı daha sonra Osmanlı Devletinin Tehcir Kanunu'na yol açmıştır.[41]

I. Dünya Savaşı

Dönemi Dahiliye Nazırı Mehmed Talat Bey
Adapazarı Ermeni Komitesi
Umumi fırının çevresindeki Ermeni mülteciler (Van, 1915)

I. Dünya Savaşı 28 Temmuz 1914 tarihinde Avrupa'da başlar, Osmanlı Devleti diğer İttifak devletleri Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan ile birlikte, Avrupa ve diğer kıtalar da bulunan 25 devletin bulunduğu İtilâf devletlerine karşı savaşır.[kaynak belirtilmeli]

Savaş Osmanlı donanmasının Rus gemi ve limanlarına saldırısı, 1 Kasım 1914 üzerine Rus ordusu Kafkasya Cephesi’nde sınırı geçerek Osmanlı topraklarına girmesiyle başlar.[kaynak belirtilmeli]

Bu dönemde özel birlikler kullanılır ve bunlar bu iş için planlanmış gizli birimler (Special Organization) tarafından yapılır.[42] Osmanlı Devleti'nin gizli servisi olan organizasyon İngiliz elçisi Canning Startfort'un (Civinis Efendi) önerileri ile kurulmuş olan düzensiz bir harb birimidir.[43] 17 Kasım 1913 tarihinde Enver Paşa idaresinde ve örgütlenmeden ise Süleyman Askeri sorumluluğunda kurulmuştur.[44] Teşkilât-ı Mahsusa birliklerinin insan kaynakları Kürt aşiretleri, mahkûmlar ve Kafkas ve Rumeli göçmenleri'nden oluşmakatdır.[45][46]

Ağustos ayında Rusya'da birliklerin askerî eylemleri başlar. Rusya tarafından istila esnasında karışıklık çıkartmak için teşvik edilen ve denizden desteklenen Rum ve Ermeni unsurlardan oluşan bir takım çeteler hırsızlık ve öldürme gibi faaliyetlerde bulunurlar.[47] Ermeni ve Rum komitacıları, sonralardan İngiliz subayları ile bazı Amerikan memurlarının suskunluklarından kuvvet alırlar.[47] Ve bu unsurlar siyasi bir kimlik kazanırlar. Kafkas sınırlarında, Ermeni köylerine, siyasi ve dini liderlere yönelik saldırılar ve katliamlar Eylül ayında başlar, Erzurum'da Bahattin Şakir'in kurduğu çetelere Hasan İzzet Paşa'nın emriyle 9. Kolordu'ya bağlı birliklerden en güzide subay ve Erzurum'un en babayiğit gençler verilir.[48][49] Almanya'nın Erzurum Konsolosu'nun raporuna göre, birlikleri Ermeni köylere baskın, öldürme ve soygun yapmışlardır.[50]

Seferberlikle birlikte 20-45 yaş grubu Ermeniler askere alınır ve ardından yol yapım işleri ile angaryalarda kullanılmak üzere 15-20 ve 45-60 yaş grupları askere alınır.[51][52]

Savaş çıktıktan sonra Ermeni gönüllülerinin bir kısmı milis (veya çete) gücü olarak dağlara çıkar, bir kısmı da gönüllü olarak Rus Ordusu'na Ermeni Gönüllü Tugayları'na katılır.[kaynak belirtilmeli] Ermeni milis ve gönüllülerinin neden olduğu Osmanlı asker ve sivil kaybı sayısı konusunda farklı görüşler vardır.[53]

Kafkasya'da Teşkilât-ı Mahsusa üniteleri ile birlikte görevde bulunan, ve bunları caniler olarak tanımlayan, Alman subay Louis Mosel bölgede görev yapan Jön Türk komitesine bunların işten el çektirilmesi talebinde bulurur. Van civarında görevli olan Alman subay Friedrich-Werner von der Schulenburg[54], ve Büyükelçi Hans von Wangenheim komitenin bölgedeki eylemlerine son verilmesi için gayret ederler.[55][56]

Osmanlı Devleti 16 Aralık 1914 tarihli bir tebliği ile, Osmanlı Devleti Ermeni ıslahatı için 8 Şubat 1914'te imzalanmış Yeniköy Anlaşması'nın geçersiz olduğunu ilan eder.[57]

10 Ocak 1915'te kazandığı Sarıkamış zaferinin ardından Rus ordusu, Doğu Anadolu üzerine yürür.[58] Cephedeki yenilgiler neticesinde, özellikle Sarıkamış hezimeti'nden sonra Teşkilat-ı Mahsusa birliklerinin büyük bir kısmı kaçmış bulunup, Ermeni köylerin yanı sıra Müslüman köylerde de talan ve yağma yapılır.[59]

Bu olaylara paralel olarak, 1915 Şubat ayından itibaren Osmanlı ordusundaki Ermeniler silahsızlandırılır.

19 Nisan'dan itibaren Van İsyanı başlar. Ermenilerin isyanı sonrasında Mayıs ayı içinde Rus birlikleri kenti ele geçirirler.[58] Bu dönemde Van çevresinde 250 bin kadar Ermeni toplanır.[58] Ağustos ayı içinde Osmanlı Devleti'nin Van'ı bir süreliğine ele geçirmesine rağmen, Rus ve Ermeni kuvvetleri şehri tekrar geri alırlar.[58] Ve 18 Nisan'da Bitlis İsyanı yaşanır.[58]

Mehmet Perinçek tarafından Rus-Sovyet devlet arşivlerinde sürdürülen bir yıllık çalışma sonucunda sunulan bir rapor, Dünya'da ilk kez Türkçe olarak Bolhovitinov 11 Aralık 1915 Tarihli Resmî Ermeni Raporu adıyla yayınlanmıştır. Rapor, tehcir öncesindeki Ermeni faaliyetlerini de kapsamaktadır.[60]

En otros idiomas
العربية: مذابح الأرمن
беларуская: Генацыд армян
Esperanto: Armena genocido
hornjoserbsce: Genocid Armenjanow
Bahasa Indonesia: Genosida Armenia
Basa Jawa: Genosida Armenia
Lëtzebuergesch: Armenesche Vëlkermuerd
македонски: Ерменски геноцид
Bahasa Melayu: Genosid Armenia
Nederlands: Armeense genocide
srpskohrvatski / српскохрватски: Armenski genocid
Simple English: Armenian Genocide
slovenščina: Armenski genocid
татарча/tatarça: Ärmännär genotsidı
українська: Геноцид вірмен
Tiếng Việt: Diệt chủng Armenia